shadow_left
Logo
 
Anasayfa arrow Blog
 
Shadow_R
 

Anasayfa
Haberler
Buluşlar, Buluşçular
Teknoloji Projeleri
Bilgi Platformu
Beyin Makinası
Makaleler
Koruma-Takip Sistemi
Basında Biz
Şubelerimiz



Hızır Patent Servisi
Müşteri İletişim Formu
Hizmet Talep Formu
Online Araştırma Formu
Stratejik Ortaklarımız
 
TELİF HAKLARI
 
A blog of all section with no images
FRANCHİSİNG PDF Print E-mail

Franchising kelimesi İngilizce’de “imtiyaz,hak” “özel satış hakkı” olarak ifade edilmektedir.Franchising, modern tüketim toplumunun yarattığı yeni bir uygulama olmakla birlikte esasen öteden beri ticari hayatta var olan bir çok uygulamanın biraraya getirilmesi ve yeniden organize edilmesinden ibarettir. Biraraya getirilen ve yeniden organize edilen uygulamalar; kiralama, kullanma hakları, tek satıcılık hakkı, acentelik, sınai hakların ticari alanda kullanılması vb. gibi. Franchising uygulamaları ticari hayatta bulunan bu örneklerin bir karışımı ve yeniden eklemlenmesi gibidir.

                        Franchising uygulamaları ilk önce ABD’de ortaya çıkmış olup, ilk uygulaması şirket adının ve  markanın kullanılmasına izin vermek, satış hakkı verilen tacirlerin kendilerini şirketin bir parçası gibi göstermek imtiyazının tannınması şeklindeydi.

                        Rekabete dayalı modern tüketim toplumu tüketicilere klasik yöntemlerle satış yapma imkanını ortadan kaldırınca Franchising, üretim, pazarlama, dağıtım sisitemlerini kapsayan, bunları kontrol edip aralarında uyum ve işbirliği sağlayan, küçük girişimciliği personel yönetimi, finansman ve pazar konusunda güvenceye alarak satışların geniş kitlelere  ulaşmasını sağlayan yeni bir sistem olarak geliştirilmiştir.

                        Bu yeni sistemde franchise veren franchise alanın işletmesinin kurulumu, işletilmesi, yönetimi, pazarlamasıyla ilgili iğneden ipliğe kadar her ayrıntıyı düzenleyen bir edim paketi getirmektedir. Bu yönüyle franchising sözleşmeleri tek bir mal veya mal gruplarını değil işletmenin tüm faaliyetlerini kapsamaktadır. Asıl franchising bu olup işletme franchisingi olarak adlandırılır.

                        Franchising sözleşmeleri mutlaka yazılı olarak yapılması gereken, markannın ve diğer gayrı maddi hakların inhisari olmayan lisansı özelliğinide taşıdığından hukukumuzda karma sözleşmeler adıyla bilinen sözleşme tipine girer. Genelde franchising sözleşmeleri franchise veren tarafından hazırlanan, franchise alanın hazırlanmasına katılmadığı hazır sözleşmelerdir. Sözleşmede  Franchise verenin geliştirdiği işletme organizasyonu, satış oraganizasyonu ve diğer tüm unsurlar garanti altına alınır. Franchise alanlar sistem kurucusunun sanki bir şubesiymiş gibi faaliyet gösterirler. Franchise sözleşmeleri sürekli bir borç yükümlülüğü yaratır. Fakat franchising alan kendi nam ve hesabına çalışan bağımsız bir işletmecidir. Bu özelliği itibariyle acente, bayi, komisyoncu gibi diğer ticari ilişkilerden farklı özellik gösterirler. Franchise alan malların yada hizmetin satış hakkını elde ettiği gibi gayrı maddi mallar olan marka, patent gibi imtiyazlardanda yararlanırlar. Bunun karşılığında sistem kurucusuna, franchising verene sürekli bir borç ve bağımlılık ilişkisine girerler.

                        Franchise sözleşmesi her iki taraf içinde yeni bir durum yaratır ve sıkı bir işbirliğine yol açar. Aralarında imaj birliği, sistem birliği, ortak pazarlama, rekabet birliği ve  idari yapılanma ilişkisi ortaya çıkarır. Öyle bir birliktirki mal yada hizmet aynı koşullarda, aynı fiyatlarla satılır.  

                        Bu yönüyle pazara yeni girmek isteyen girişimci bir tanınmış markanın imtiyazından, daha önce iyi sonuçlar vermiş organizasyonundan yararlanarak bir Pazar garantisi elde etmektedir. Her yıl kurulan 100 işletmenin 50’sinin 5 yıla kalmadan battığı gözönüne alınacak olursa bu hiçde azımsanacak bir garanti değildir. Diğer yandan sistem kurucusu yani hakkı verende mallarını yada hizmetini yüksek maliyete yol açan pazarlama organizasyonuna gerek olmadan sattığı, ayrıca markasını lisans bedeli ile kullandırdığı için kazançlıdır.

                        Son olarak franchise çeşitleri üzerine birkaç şey söylemekte yarar var. Franchise sözleşmeleri konusuna göre ürün franchisingi, hizmet franchisingi ve üretim franchisingi olarak üçe ayrılır. Sözleşme konusu belirli malların tüketiciye ulaştırılması olduğu hallerde ürün, konunun standartlaşmış hizmetlerin sunumu olduğu hallerde hizmet, konunun franchise alanın franchise sistemine yada paketine göre bazı hammaddeleri üreterek veya işleyerek hazırlayıp satması halinde üretim franchisinginden sözetmek mümkündür.

                                                                    

 

Av.Birant ESİNOĞLU This e-mail address is being protected from spam bots, you need JavaScript enabled to view it

 
FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET PDF Print E-mail

İnsanoğlunun bugün ulaştığı refah düzeyi, edebiyat, sanat ve teknoloji alanındaki devasa ilerlemesi, hep yaratıcı insan faaliyetinin bir sonucudur. Böylesi insanların faaliyetlerinin korunması ve teşvik edilmesi tüm insanlığın yararınadır.  Bu gerçekten yola çıkan kanun koyucu gayrımenkul mülkiyetini andıran ama ondan farklı olarak soyut nitelik taşıyan bir mülkiyet çeşidi yaratmıştır. Hukukta “gayrı maddi mal” olarak adlandırılan bu mülkiyet çeşidi genel olarak iki ana başlıkta ele alınmaktadır: Birincisi Fikri Mülkiyet, İkincisi Sınai Mülkiyet. Fikri mülkiyet; edebiyat, sanat, müzik, mimari vb. gibi telif eserleride denen alanı kapsar. Sınai mülkiyet ise esas olarak sanayi ve teknolojiyi ilgilendiren alanlardaki markaları, buluşları, tasarımları kapsar.

Gerek fikri, gerekse sınai mülkiyet hakları hukukumuzda ayrı ayrı kanunlarla düzenlenmiştir. Fikri mülkiyeti düzenleyen kanun 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu olup, Sınai mülkiyeti ilgilendiren kanunlar birden fazladır. 556 sayılı Markalar, 554 sayılı Tasarımlar, 551 sayılı Patent kanunları (kararnameleri) vb. gibi.

Fikri mülkiyet ile sınai mülkiyet arasında  birçok benzer yön ve bir çok farklı yön bulunmaktadır. Benzer yönleri sıralayacak olursak şunları zikredebiliriz :

1-Her ikisinde de haklar sürelidir. Örneğin bir sanat eserinin koruma süresi ömür boyu+70 yıl, bir markanın koruma süresi 10, bir Patentin koruma süresi ise  20 yıldır.  Bu süreler sona erdiğinde gerek sınai hak gerek eser tüm topluma ait olur. Yani anonimleşir.

2-Her ikisinde de haklar mülkiyet nitelikleri taşır ve hukuki işlemlere konu olur. Yani alınır, satılır, devredilir, lisansla kiralanır, haciz konur, teminat gösterilebilir vs. (Eserlerde bu hususlar mali haklara ilişkindir. Manevi haklarda bunlar sözkonusu olmaz. Yani örneğin bir eserden yaratcısının ismini hiçbir zaman kaldıramazsınız.)

3- Her ikisinde de hakları korumak için hapis cezaları, madddi ve manevi tazminat imkanları konmuştur.

4-Her ikisinde de hızlı yargılama ve müdahale usulleri benimsenmiş ve ihtisaslaşmış mahkemeler aracılığıyla işlem yapılması esası benimsenmiştir.

5-Her ikisinde de tecavüz (izinsiz çoğaltma-kullanma) haksız rekabet sayılmış olup, özel kanunlar yanında Ticaret Kanunun haksız rekabet hükümleri uygulanır.

Ortak yönler bunlar olmakla birlikte fikri ve sınai mülkiyet hakları arasında önemli farklarda vardır. Bu farkları sıralayacak olursak şunları zikredebiliriz:

 

1-Fikri mülkiyet haklarının tescil edilebileceği bir müessese yoktur. Bir sanat eserinin kamuya sunulmakla koruması başlamış olur. Sınai mülkiyet haklarında ise bir tescil müessesi kurulmuş olup, bunu merkezi Ankarada bulunan Türk Patent Enstitüsü yerine getirir. Bir fikri hakkın kime ait olduğunun kanıtlanması yeterli iken  sınai haklarda tescil edilmiş haklara geniş imkanlar sağlanmıştır. Tescilli olmayan sınai hakların koruması yok denecek kadar zayıftır.

2- Yaratılmış bir ürünün Fikri hak olarak korunması için sahibinin hususiyetini taşıması zorunluluğu getirilmiş olup, sanatsal güzellik ve estetik özellikleri aranmaktadır.. Aksi takdirde “eser” sayılamayacak harcıalem yaratılar fikri hak kavramı içinde yer almaz. Oysa sanai haklarda böyle bir zorunluluk yoktur. Sınai hakkın koruması için “sanayide kullanılabilir” olma kriterini taşıması yeterlidir.

3- Eserin manevi yönü son derece önemlidir. Bu husus hiçbir anlaşma ile ortadan kaldırılamaz. Oysa sınai haklarda İstisnai olarak buluşçunun adını kullanma zorunluluğu dışında böyle bir zorunluluk   yoktur.

4-Fikri hakların kullanımında sanatçıların oluşturduğu meslek birliklerine özel hak ve imkanlar tanınmıştır. Örneğin SESAM (Sinema Eserleri Birliği), MESAM (Müzik Eseri Sanatçıları Birliği) vb. gibi örgütler  üyelerinin haklarını korumak için dava açabilir, ilgililerin cezalandırılmalarını isteyebilir ve tazminat davaları açabilir. Sınai haklarda böylesi imkanlar yoktur. Hak sahibi herkes bunu kendisi takip etmek zorundadır.

5-Sınai haklarda itiraz ve Enstitü kararlarının mahkemeye götürülmesi gibi hak ve imkanlar vardır. Ancak fikri haklarda böylesi kurum ve imkanlar yoktur.

Fikri Haklarla Sınai Hakların karşılaştırması bu saydıklarımla sınırlı olmamakla birlikte önemli başlıklar bunlardır. Daha geniş bir karşılaştırma makalenin sınırlarını aşacağından okuyucuların bunu anlayışla karşılayacağını umuyor, saygılar sunuyorum.

 

Av.Birant ESİNOĞLU

 
<< Start < Prev 31 32 33 34 35 Next > End >>

Results 187 - 192 of 210