|
Birçok müşterim ve birçok kişi bana, patent hukukundaki tekel hakkı serbest piyasa ekonomisine aykırı değil mi diye sordu. İlk bakışta gerçekten öyle görünüyor. Şöyle düşünün; birisi bir buluş yapıyor ve 20 yıl boyunca o buluşu üretmek, satmak, kullanmak hakkı bazı istisnalar dışında kendisine ait oluyor. Eğer izin vermezse hiçkimse o buluş konusu ürünü yapamıyor. Yani tam bir tekel hakkı. Bugünün çağdaş dünyasında tekel oluşturmak yasak olduğuna, serbest piyasayı, rekabeti hiçbir şey sınırlandıramayacağına göre patent hakkı buna aykırıdır diye düşünülebilir. Değerli okurlarım, durum tam tersidir. Eğer marka, tasarım ve patentlerden doğan bu haklar olmasa serbest piyasa amacına ulaşamazdı. Çünkü teknolojiyi yaratan, geliştiren, kaliteyi arttıran tek şey bana göre buluş ve marka rekabetidir. Eğer bir markayı tanıtan, bir tasarımı yada buluşu geliştiren kişi yada kurumlar korunmaz ve teşvik edilmezlerse, herkes herkezi taklit ederse teknolojinin olduğu yerde duraklayacağı, hatta bir süre sonra gerileyeceği ayen beyan ortadadır. Bunu anlamanın en kolay yolu Türkiye ile gelişmiş ülkeleri karşılaştırmaktır. Bildiğiniz gibi ülkemizde yalaşık 50-60 yıldır taklit ekonomisi uygulanmaktadır. Türkiye’deki firmaların çoğunluğu bugüne kadar Avrupa-Amerika menşeli ürünleri taklit etmişlerdir. Sonuç nedir? Sanırım bunu açıklamama gerek bile yok. Durum ortada. Onlar ultramodern teknolojiye giderken biz onların tek ettiği sanayileri taklit etmekle meşgulüz. İnsanoğlunun yüzyıllar süren ekonomik macerası, yaşam savaşı yaratıcı insanların çabası ile bir noktaya gelmiştir. Toplum bu çabayı desteklemezse ortada ne serbest piyasa kalır nede başka bir şey. Bu yüzdendir ki serbest piyasa içinde tek tekel hakkı buluş, tasarım ve marka sahiplerine tanınmıştır. Bugüne kadar bu çabayı teşvik edecek bir başka yol bulunamamıştır. Yaratıcı faaliyetin geliştirilmesi sadece yasa ile olmaz. Elbette ciddi ve etkin bir koruma sistemi son derece önemlidir. Ama bunun kadar önemli olan diğer bir husus buluş ortamının ve hazırlıklarının yapılmasıdır. Eğer firmalar ve devlet Ar-Ge faaliyetlerine yeterince kaynak ayırmazlarsa bir buluşun yapılması şansa bırakılmış olur ki buna yasanın da bir faydası olmaz. Ar-Ge’ye ülkemizde ayrılan kaynaklar gelişmiş ülkelerin ayırdığı kaynağın (kişi başı) onlarca kat aşağısındadır. Böyle olunca Amerikada yılda 250.000, Almanya’da 150.000 buluş yapılırken ülkemiz de bu sayı 5 bini bile geçmemektedir. Konunun önemi sadece bugünü ve yaşayan kuşakları değil, geleceğimizi, çocuklarımızı ve torunlarımızı dahi ilgilendirmektedir. Bu bilincin yaygınlaştırılması bayrağını hiç düşürmemek dileğiyle... Av.Birant Esinoğlu
|