|
Türkiye ekonomisi gelişen bir ekonomi olmak vasfıyla eğer gelişmesini devamlı kılmak istiyorsa Dünya pazarlarıyla tam bir entegrasyona girmek, malların ve hizmetlerin serbest dolaşımına dair kurallara uymak, standartlarını uyumlaştırmak, mal ve hizmetlerinin kalitesini olabildiğince geliştirmek ve daha önemlisi teknolojisini ilerletmek zorundadır. Konu tekstil ve konfeksiyon olduğunda durum daha da önemli hale gelmektedir. Çünkü bu sektör son yıllardaki gelişimiyle Türkiye’nin lokomotif sektörlerinin başını çekmektedir. Bir ülke ekonomisinde ve tabii tekstil ve konfeksiyon sektöründe teknolojik gelişme üç ana eksen üzerinde ilerler; birincisi bilimsel eğitim, ikincisi teknolojik transfer, üçüncüsü de teknolojik yaratıcılığın teşvik edilmesidir. Teknolojik yaratıcılığın desteklenmesi tüm Dünya'da patent yasaları'nın uygulanması ile sağlanmaktadır. Eğer bir ülkede etkin bir patent düzenlemesi yoksa ekonomisinin gelişiminin duracağı , rekabet gücünün azalacağı ve hatta yok olacağı bilinen bir gerçektir. Tekstil ve konfeksiyon alanında sınai mülkiyet koruması bakımından iki konu diğerlerinden öne çıkmaktadır. Bunlardan birincisi marka, diğeri tasarımdır. Tekstil ve konfeksiyon sanayiinin markalaşması ve bu markaların yutdışında tanıtıp yaygınlaştırılmasının gereğinden çok sıkça bahsedilmektedir. Fakat bunun ön şartının marka koruması olduğu gerçeği unutulmaktadır. Nitekim bir çok ünlü markamızın yurtdışında tescilli olmadığını yani koruma altında olmadığını görmekteyiz. Bu durum her türlü tehlikeye davetiye çıkarmaktadır. Oysa yurtdışında hızlı, ucuz tescil imkanları sağlayan uluslar arası anlaşmalar mevcuttur. Bunların başında bir tek dilde, bir tek başvuru ile ve çok cüzi para ödeyerek 52 ülkeye kadar tescil imkanı sağlayan Madrit Protokolü gelir. Madrit Protokolünden yararlanmak başka ülkelerin patent bürolarını devreden çıkarmakta ve böylece ucuz bir tescil imkanı sunmaktadır. Tekstil ve konfeksiyon sanayimizin vakit geçirmeden bu imkandan yararlanması gerekir. Tekstil ve konfeksiyon sanayimizi ilgilendiren ikinci önemli konu tasarımdır. Desenleri ortaya çıkarmak için bir çok maliyete katlanan bu sektörler, konu bunları korumaya geldiğinde yeterince titizlik göstermemektedirler. Oysa tasarımları korumak için 554 sayılı bir kararname ve 4128 sayılı birde ceza yasası vardır. Bunlar yurtiçinde yeterli korumayı sağlamaktadırlar. Bunun ötesinde ihracat yapılan ülkelerde de hem tasarım tescili yaptırmak hemde bunları korumak mümkündür. Tasarımların uluslar arası tescili için Türkiye bir anlaşmaya taraf olmuş bulunmaktadır. Fakat bu anlaşmanın (La Haye anlaşması) yürürlüğe konulması için gerekli yönetmelik henüz çıkarılmamıştır. Bu yüzden şu aşamada sanayicilerimizin ihracat yaptıkları gözde ülkeleri seçip oralarda tescil yaptırmaları daha az maliyetli bir yol olacaktır. Türkiyede bir tasarımın, Tekstil ve Konfeksiyon sektöründe çoğunlukla desenin tescil edilmesi için Dünya’da yeni olması ve benzerlerinden belirgin bir şekilde ayırdedilmesi şartı vardır. Bir tasarıımın yeni olması için 1 yıl içinde yapılmış olması yeterlidir. Ayırdedici olması içinde başka tasarımlarla karşılaştırıldığında tüketiciyi benzerlik yönünden yanıltmaması gerekir. Bu şartlara uygun olan tüm tasarımlar tescil edilerek 25 yıla kadar korunabilir. Tasarım tescili son derece kolay olup, desenin fotoğraflarının Türk Patent Enstitüsüne verilmesi yeterlidir. Bültende yayınlanan tasarımlara 6 ay içinde itiraz edilmezse tescil belgesi alınır ve her türlü hukuki girişimin gerçekleştirilmesini sağlar. Tekstil ve Konfeksiyon sanayimizin verimliliği ve kaliteyi arttırırken, sınai mülkiyet haklarına dikkat etmesi, özellikle ihracat yaptığı ülkelerde beklenmeyen sürprizlerle karşılaşmaması için gerek marka gerekse tasarım tescili yaptırması şarttır.
|