|
Marka-Patent-Sınai Mülkiyet yazılarının yanında zaman zaman satış-pazarlama ve işletme yönetimi konularında da yazılar yazmaya çalışıyorum. Bunu yapmamın iki nedeni var; birincisi okuyucuyu sürekli aynı konuda yazılar yazarak sıkmamak, diğeri ekometre gazetesinin KOBİ’lere yönelik bilgilendirme stratejisini onları ilgilendiren konularda yazarak bilgilendirmek. Küçük ve Orta işletmelerde yönetim her zaman sıkıntılı bir konu olmuştur. Bunun başlıca nedeni kurumsallaşamamaktır. Kurumsallaşma ise; organizasyonu, iletişimi, şirket kültürünü, yönetimi bir sistem haline getirmek, patron odaklı olmaktan kurtarmak demektir. Bu yol uzun ve meşakkatli bir yoldur. İşletme sahibinin (yöneticinin) bu yolda bazı kurallara, düsturlara uyması gerekir. Ben bu yazımda bu düsturlardan bazı örnekler sunmaya çalışacağım. İş hayatında birçok yönetici mevcut durumun ilanihaye devam edeceğini sanır. Oysa iş hayatı olağanüstü değişken olup, değişikliklere hazırlıksız yakalanmak ölüm(iflas) demektir. Örneğin yapmakta olduğunuz ürünün piyasada alıcısı giderek azalmaktadır, ama siz bunun farkında değilsinizdir. Bir zamanlar varolan ekstra kazanç yollarını sektöre giren aktör fazlalığı ve maliyet unsurları nedeniyle kaybetmekte olduğunuzun farkında olmayabilirsiniz. Öyle bir konjonktür ortaya çıkmaktadır ki sizin varolan işinizi süratle değiştirmenizi zorluyordur. Veya gündemde olan bir yasal değişiklik sizin üretim yapmanızı yasaklayacaktır. Eğer yönetici bu ve buna benzer değişikliklerden haberdar değilse veya bir piyasa vizyonu yoksa durumu hiçde iyi olmayacaktır. İş hayatındaki değişiklikler hem iyi yönde gerçekleşebilir hemde kötü yönde gerçekleşebilir. Değişikliklere hazırlıklı olmak kadar ortaya çıkan iyi yada kötü durumu doğru değerlendirmekte son derece önemlidir. Bir yönetici birinci düstura bağlı olarak her felakette zaferin, her zaferde felaketin izlerini ve tohumlarını bulabilmelidir. Her işte zaferde, felakette insan faktörü etrafında döner. Doğru zamanda, doğru insanların bir araya getirildiği işler herkesin bildiği gibi dosdoğru gider. Fakat bunu sağlamak yöneticiliğin en zor yanıdır. Bu yüzden işletmeler insan temelli sık sık büyük problemlerle karşı karşıya kalırlar. Yönetici bu durumlarda insan üzerine bahse girmeli ama kaybetmeye de hazırlıklı olmalıdır. İnsan üzerine bahse girerken karşı taraftan şunların gelebileceğini iyi bilmelidir: Aldatılma-İhanet-Beceriksizlik-Kendi çıkarlarına düşkünlük-egoizm-tembellik-kişilik çatışmaları-kendini beğenmişlik vb. İş hayatında her şey bir kumardır. Ama en büyük kumar, insanlar üzerine oynanandır. İş hayatında karşılaşılan en önemli unsurlardan birisi de risk faktörüdür. Riskleri göze alma olayı bir ip cambazlığına benzer. Çok fazla risk alırsanız her an bir felaketle karşılaşabilirsiniz. Öte yandan iş hayatı risk almaksızın da yürütülemez. Bu nedenle yöneticinin alacağı riskler hesaplı/hesaplanabilir riskler olmak zorundadır. Küçük ve orta işletmelerimizde yöneticilerimizin çoğunun rakamlarla, muhasebe ile başı pek hoş değildir. Onlar çoğu kez üretim ve satışın ne durumda olduğuna kafa yorarlar. Halbuki rakamların kontrol altında bulunması yöneticinin doğru kararlar verebilmesi için son derece önemlidir. Öte yandan rakamların kontrolü işletme karlılığını da son derece etkileyen faktörler arasında gelir. Bu yüzden yönetici, bir araya getirildiği zaman işinin sağlıklı olup olmadığını ortaya koyan temel rakamları saptamalıdır. Bu rakamların temelide Y’yi yani maliyeti, mümkün olduğunca X’in yani gelirlerin altında tutmaya çalışmaktır. Bu basit bir gerçektir fakat her zaman kolay değildir. Yerim olmadığından bu hafta bu kadar. Haftaya buluşmak dileğiyle.. Av.Birant Esinoğlu
|