shadow_left
Logo
 
Anasayfa arrow Makaleler arrow MARKA UYGULAMALARI
 
Shadow_R
 

Anasayfa
Haberler
Buluşlar, Buluşçular
Teknoloji Projeleri
Bilgi Platformu
Beyin Makinası
Makaleler
Koruma-Takip Sistemi
Basında Biz
Şubelerimiz



Hızır Patent Servisi
Müşteri İletişim Formu
Hizmet Talep Formu
Online Araştırma Formu
Stratejik Ortaklarımız
 
TELİF HAKLARI
 
MARKA UYGULAMALARI PDF Print E-mail

Geçtiğimiz haftalarda marka uygulamalarının yargıya yansımış sonuçlarını gösteren Yargıtay kararlarından örnekler sunmuştum. Bu kararlar daha ziyade neyin marka olup neyin marka olamayacağına ilişkin kararlardı. Bugünkü değerlendirmelerim marka uyuşmazlıklarının çeşitli yönlerine dikkat çekmeyi hedefliyor. Bu çerçevede haksız marka kullanımları ile tecavüz durumlarına, davaların özelliklerine dair örnekler vermeye çalışacağım.

Mevcut hukuksal mevzuatımıza göre davaların nerede açılacağı belirlenmiş bir husustur. Örneğin Bursa’da doğmuş bir uyuşmazlığı Hakkari mahkemelerine götüremezsiniz. Bursa’da doğmuş bir uyuşmazlığa Bursa mahkemeleri bakar. Bu konuda ki ana kural davalının bulunduğu yerde davanızı açmanızdır. Markalar kararnamesi bu konuda bir istisna benimsemiş olup, davacı kendi bulunduğu yerde davayı açabilir. Buna dair bir yargıtay kararı olayı açıklıkla ortaya koymaktadır. “556 sayılı KHK.nin 63 ile kanun koyucu HUMK.dan ayrılarak marka sahibi tarafından açılacak davalarda yetkili mahkemenin neler olabileceğini açıklamış olup, bu tür davaların davacının ikametgahında, suçun işlendiği veya tecavüz fiilinin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesinde de açılabileceğini ve tercih hakkının davacıya ait olduğunu ve bu tercih hakkını kullanıp bu üç yerden birinde dava açılması halinde davalının bu yetkiye itiraz edemiyeceği açıkça belirtilmiştir.” HD 11, E: 1997/004136, K: 1997/0            05156, Tarih: 26.06.1997 Karardan da anlaşılacağı gibi bir alacağınız varsa davanızı davalının bulunduğu yerde açmak zorundasınız. Fakat markanıza tecavüz ediliyorsa bu davayı kendi bulunduğunuz yerde açabilirsiniz. Örneğin siz Bursa’dasınız ve İstanbul’da birisi markanızı taklit ediyorsa bu davayı Bursada açabilirsiniz.

            İkinci örnek kararımız iki markanın tescilli olması halinde uyuşmazlığın nasıl çözümleneceğine ilişkindir. Yargıtay durumu şöyle değerlendirmektedir: “Her iki tarafında markası tescilli olduğuna göre,davalının markası iptal ettirilmediği sürece 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararnamenin sağladığı korumadan yararlanır.Tescil edilen markanın tescil hali dışında kullanıldığının kanıtlanması durumunda haksız rekabetin varlığından söz edilebilir.” HD 11, E: 2002/006904, K: 2002/010352, Tarih: 12.11.2002

            Bir başka karar örneğimiz tecavüz eden  davalının (sanığın) işyerinin kapatılması gerektiğine ilişkindir. “556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A maddesinin (c) bendi uyarınca hükmolunan feri ceza olan "sanığın işyerinin bir yıl süreyle kapatılmasına ve aynı süre ticaretten men edilmesi' hükmünün de uygulanması gerekir.” CD 07, E: 2002/020023, K: 2003/001162, Tarih: 10.04.2003 (Mahkeme bu davada 2 yıl hapis ve para cezasına hükmetmiş ancak işyeri kapatma vermemiştir. Yargıtay kararı buna dair bir bozmayı ifade etmektedir.)

            Son kararımız tecavüze ve bu konudaki incelemeye ilişkindir “Somut olayda davacı adına kayıtlı marka bulunmakla beraber, davalı adına tescilli marka bulunmamaktadır. Bu durumda tescilli markanın korunması gerekir. Taraflardan bu konudaki delilleri istenilmeli, gerekiyorsa uzman bilirkişi kurulundan da rapor alınmak suretiyle davalının ürünlerinde kullandığı poşet, ambalaj, tabela, basılı evrak vs. gibi emteaların davacı markası ile iltibas yaratıp yaratmadığı davalının haksız rekabette bulunup bulunmadığının tespiti ile hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekir.” HD 11, E: 1997/009833, K: 1998/000641, Tarih: 09.02.1998

            Uygulama örneklerimiz bugünlük bu kadar. Gelecek yazımda marka iptaline ilişkin örnekler sunmaya çalışacağım. Haftaya buluşmak dileğiyle...

            Av.Birant Esinoğlu

 
< Prev   Next >