|
1995 yılında Markaların Korunması Hakkında 556 sayılı kararname çıkıncaya kadar Türkiye’de hizmet markası tescil edilemiyordu. Hizmet markalarının tesciline imkan veren 556 sayılı kararnamenin bu düzenlemesi, önemli bir boşluğu doldurmak suretiyle büyük bir yenilik yarattı. Zaten önceki kanun yabancı sözcüklerin tescil edilememesi, itiraz müessesinin bulunmaması, marka sömürüsüne imkan veren kısa erimli düzenlemelere sahip olması gibi kendi içinde büyük olumsuzluklar taşımaktaydı. Bunun yanında en önemli eksikliği de Türk Patent Enstitüsü gibi bir kurumu öngörmemesiydi. Türkiye gibi sanayileşmiş ve 75 milyonluk bir nüfusa ulaşmış bir ülkede marka işlerinin 4-5 sanayi bakanlığındaki memur üzerinden yürütülmesi son derece çağ dışı bir uygulamaydı. Yeni yasal düzenleme bunların hepsini düzelterek gelişmiş ülkelerle aynı hükümleri içeren bir yapıya kavuşturuldu. Hizmet markaları düzenlemesi de bu önemli gelişmelerden birisidir. O halde “hizmet markası nedir?”, yeni düzenleme bu alanda ne tür yenilikler getirmektedir bu soruların yanıtlarını ele alalım. Hizmet markası, tamir bakım gibi, restoran gibi, mali işler gibi, oteller vb gibi, üretim yapılmayan ancak hizmet üreten işletmeler için getirilmiş bir uygulamadır. Hizmet markalarının tescil edilmesi, üretim ve ticareti karşılayan ticari markaların tesciliyle aynı sonuçları doğurur. Yani marka sahibi kendi sektöründe tescil ettirdiği markayı bir başkasına kullandırmaz. Örneğin “saklı bahçe” markasını restoran hizmetlerinde tescil ettiren bir hak sahibi Türkiye’nin neresinde olursa olsun bu isimde restoran faaliyetini engelleyebilir. Hizmet Markası sahibi bir marka tecavüzü ile karşılaştığında şu hakları kullanma olanağına sahiptir: 1-Markanın basılı evraklar üzerinde, tabelalarda kullanılmasının önlenmesi, 2-Markayı izinsiz kullanan kişilerin 2 yıldan 4 yıla kadar hapsi, 3-30 bin YTL para cezası, 4-İşletmenin 1 yıl kapattırılması, 5-Markayı izinsiz kullanan işletmeden kazanç kayıplarının ödettirilmesi anlamında maddi ve manevi tazminat alınması. Marka sahibi dilerse bu hakların hepsini birden veya birkaçını birlikte kullanabilir. Uygulamada bunların hepsi birlikte geçekleştirilmekte, karşı taraf anlaşmaya yanaşırsa makul bir tazminat karşılığında davalardan vazgeçilmektedir. Bu yüzden, bu suçlardan içerde yatan var mı? diye sorulduğunda cevap hayır olmaktadır. Çünkü bu davaların yüzde doksan beşi anlaşmayla, yani tecavüzcünün bu eylemden vazgeçip, para ödemesiyle sonuçlanmaktadır. Aradan geçen 10 yıl içinde bu uygulamalar yerleşmiş ve hemen hemen herkes tarafından bilinir hale gelmiştir. Özellikle bu işlere bakan özel mahkemelerin yani Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinin kurulmasıyla uygulama hız ve tecrübe kazanmıştır. Tüm bu nedenlerle hizmet işletmesi sahiplerinin markalarını tescil etmeleri menfaatleri gereğidir. Bu gereklilik, sadece yılların tanınmışlığından başkasının istifade etmesiyle sınırlı değildir. Markayı o sektörde bir başkası tescil ederse yıllarca harcanan emeklerin boşa gitme tehlikesi bulunmaktadır. Asıl gereklilik budur. Çünkü sizin yıllarca emek harcayıp tanıttığınız marka bir başkası tarafından tescil edilirse size onu kullandırmayabilirler. Hizmet işletmeciliği zor işlerdendir. Böylesine zor bir işi başarıp, markayı tehlikede bırakmak basiretli bir işletmecili sayılamaz.
This e-mail address is being protected from spam bots, you need JavaScript enabled to view it
Av.Birant Esinoğlu
|