|
Bugünkü yazımda Türk toplumunda yeni ve fazla bilinmeyen “Coğrafi İşaret” konusu üzerinde durmak istiyorum. “ “Coğrafi İşaret” bir malın coğrafi kökenini gösteren veya kullanılan bir unsur, madde, motif, malzeme ya da usul sebebiyle bir alana, yöreye yahut ülkeye yollamada bulunarak o mala istek ve güven duyulmasını sağlayan ad veya işarettir. Bir yörenin herhangi bir ürünü, meyvesi, taşı, madeni diğer yörelerde üretilenlerden farklı olabilir veya bir yörede üretilen halı, kilim, kumaş, çini vb. bir ürün herhangi bir nedenle ün kazanmış olabilir ve bu ürünlerin üzerinde o yörenin kullanılması, tüketiciler tarafından o ürünün belli bir kaliteye sahip olduğu şeklinde de algılanabilir. Tüketiciler söz konusu yöre adıyla satılan ürünleri, o yörenin adına belli bir güven duyarak diğer ürünlere tercih edebilirler.” Örneğin “Oltu taşı”, “İnegöl köftesi” , “Erzincan tulum peyniri”, “Gemlik Zeytini”, “Kangal Köpeği” hep birer coğrafi işaret örneğidirler. Coğrafi işaret 555 sayılı kararname gereğince Türk Patent Enstitüsünde tescil edilerek koruma altına alınabilir. Bununla amaçlanan şey, coğrafi işarete konu ürünün kalitesinin korunması ve belli bir standartta üretiminin sağlanmasıdır. Ayrıca işaret konusu yörede üretim yapanların tescilin sağladığı korumadan öncelikli olarak yararlanmaları amaçlanmaktadır. Tüketiciler söz konusu yöre adıyla satılan ürünleri, o yöre adına duydukları güven nedeniyle, aynı nitelikli diğer ürünlere tercih edebilirler. Bu güvenin boşa çıkmaması ve tüketicinin korunması da düşünülerek coğrafi işaretlerin tescil edilmesi düşünülmüştür. Tüketicinin korunması yanında o yöre halkının menfaatlerinin korunması da ürünün yok olmaması bakımından önemlidir. Ülkemizin doğal ürünlerinin çeşitliliği gözönüne alındığında onlarca ürün bulunduğunu görmek mümkündür. Neredeyse il sayımız kadar ünlü ürün çeşidimiz bulunmaktadır. Coğrafi işaretin önemli olduğuna kuşku yoktur. Fakat burada akla gelen soru şudur: bu tescil bir yöre halkını kapsadığına göre onlar adına kim hareket edecektir? Uygulamada bu tescilleri belediyeler ve dernekler yapmaktadırlar. Fakat müracaat edebilecek olan kişi ve kuruluşlar mevcut kararnameye göre daha geniş kapsamlıdır. Bu kişi ve kuruluşlar bunun tek tek üretimini yapan veya kullanan kişilerin tümüdür. Tescil yapma ve kullanma hakkına sahip olan herkes, ürünün menşei konusunda halkı yanıltabilecek veya yanılgı yaratabilecek girişimleri önleme hakkına sahiptir. Hak sahipleri, tescilli adın ününden haksız yere yarar sağlayacak kullanımları veya ürünleri çağrıştıran, andıran dolaylı veya dolaysız ticari kullanımları, sözcük olarak gerçek coğrafi yeri ifade etmekle birlikte halkta haksız bir biçimde ürünün başka yer kaynaklı olduğu izlenimini bırakan kullanımları önleyebilirler. Son söz olarak “Erzincan tulum peyniri” veya “Mihalıç Peyniri” diye aldığınız peynirin kahvaltıda yerken başka bir peynir olduğunu anladığınızda bundan hoşlanmayacağınız ve kandırıldığınız açıktır. Bu nedenle coğrafi işaret koruması bir yandan üreticinin ama daha da çok tüketicinin korunmasından başka bir şey değildir. Av.Birant Esinoğlu
|