shadow_left
Logo
 
Anasayfa arrow Makaleler arrow ESER KAVRAMI
 
Shadow_R
 

Anasayfa
Haberler
Buluşlar, Buluşçular
Teknoloji Projeleri
Bilgi Platformu
Beyin Makinası
Makaleler
Koruma-Takip Sistemi
Basında Biz
Şubelerimiz



Hızır Patent Servisi
Müşteri İletişim Formu
Hizmet Talep Formu
Online Araştırma Formu
Stratejik Ortaklarımız
 
TELİF HAKLARI
 
ESER KAVRAMI PDF Print E-mail

Literatürümüzde insanın yarattığı soyut ürünler olan haklar “gayrı maddi haklar” olarak değerlendirilir. Bu ürünler genel olarak iki ayrı alanın inceleme konusunu oluştururlar. Bunlardan birincisi fikri mülkiyet hakları, diğeri sınai mülkiyet haklarıdır. Literatürde “Fikri mülkiyet hakları” tüm insan yaratıcılığının bir üst kavramı olarak kullanılıyorsa da burada bahsettiğimiz şey bu olmayıp, daha çok bunu burada “telif hakları” anlamında kullanıyorum.

                  Fikri mülkiyet hakları Türkiye’de 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu ile korunur. Bir fikrin bu kanun gereğince korunabilmesi için “Eser” niteliği taşıması gerekir. Eser niteliği taşımayan fikirlerin korunması söz konusu değildir. Örneğin bir pazarlama fikrinin “eser” sayılıp korunması düşünülemez. Demek ki bir fikrin korunabilmesi için daha doğrusu “eser” sayılabilmesi için bazı kriterlere uygun olması gerekir. Bu kriterlerden ilki “eser”’in sahibinin hususiyetini taşımasıdır. Bir eserin sahibinin hususiyetini taşıması demek, her allahın günü herkes tarafından meydana getirilemeyecek, sahibinin “zihinsel çaba ve emeğini, kişisel yorumunu, bilimsel erkini, kabiliyetini, tefekkürünü, değişik ifadesini, şekillendirmesini, kulağa hoş gelen sesleri bulmasını ve desen ile renkleri göze ve duygulara hitap eder şekilde bir araya getirmesi” özelliğini taşıması demektir. Yani sahibinin hususiyetini taşıması ile kastedilen şey özet olarak, esere sahibinin yaratıcı gücünün yansımasıdır. Bu cümleden olmak üzere her eserin sahibinin özelliğini taşıyan bir anlatımı, üslubu bulunur. Bu üslup bir anlamda onu yaratan kişinin mühürüdür. Bu sebeple o eser bireysel ve özneldir. Düzeyi çok yüksek yada alçak olabilir ama her şeyden önce alışılmış bir şey olmaktan farklıdır. Bu haliyle her eserin bir anlatımı vardır. Bunu sadece edebiyat eserleri için değil tüm eserler için söylüyorum. Bir mimari eserinde, bir karikatüründe, bir müzik eserinin de  kendisine has bir anlatımı vardır ve bu anlatım diğerlerinden farklıdır.

                  Bir eserin elbette en önemli özelliği bir sanatsal, estetik değeri olması gerekir. Bu haliyle “eser” sıradan olmayandır, orijinaldir. Eğer bir eserin orijinalliği aranmayacak olursa bir röportaj, bir magazin haberi eser olarak değerlendirilecektir ki bu eser kavramını bozan bir noktaya kadar sulandırmak olacaktır. Fakat orijinalliği büyük sanatçılara has, başyapıt olma noktasına kadar da vardırmamak gerekir. O zamanda eser kavramı uygulanamayacak kadar daraltılmış olur.

                  Eserin bir başka özelliği bütünlüğüdür. “Hususiyet şekil ve içerikte, yani her ikisinin bütününde kendisini gösterir.” .”Özellikle edebiyat eserlerinde içerikte, “ferdiliğin” mevcut olmadığı, yani mutlu veya acı sonla biten bir aşk hikayesinin (içerik) tarih kadar eski olduğu için korunmayacağı, korunanın aşk hikayesinin anlatım şekli olduğu görüşü bugün aşılmıştır. Çünkü içeriğin şekli, şeklinde içeriği   belirlediği genel kabul görmektedir. “

                  Kısaca anlatmaya çalıştığım şey; korunacak fikrin hangi fikir olduğudur. Eğer bir fikir eser niteliği taşımakta ise koruma altındadır. Peki “eser”ler nasıl korunur? Öncelikle şunu belirteyim; eser koruması, onun kamuya sunulması ile başlar. Yani bir eser meydana getirdiyseniz bunu bir yere tescil ettirmeniz, kaydetmeniz gerekmez. Eseri kamuya sizin sunduğunuzu kanıtlamanız eserin korunması için yeterlidir.

                  Eserde korunan haklar nelerdir? Eser sizin hususiyetinizi taşıyan bir şey olduğuna göre öncelikle korunması gereken sizin manevi haklarınızdır. Bu eser korumasının en önemli yönüdür. Örneğin siz eserinizin parasal getirilerini birisine devretseniz bile onun bir başkasının adı altında piyasaya sürülmesine imkan yoktur. Eser sahibinin adının hiçbir şekilde devri mümkün değildir. Eser sahibinin manevi haklarını korumak üzere Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda cezai yaptırımlarıda kapsayan birçok hüküm getirilmiştir. Eser sahibinin hakları manevi haklarla sınırlı olmayıp, ona maddi haklarda tanınmıştır. Sözleşme ile devredilebilen haklar bu haklardır. Yasa bunların ihlali halinde (izinsiz çoğaltma vb. gibi durumlarda) yine cezai ve hukuki yaptırımlar öngörmüştür.  Özellikle izinsiz çoğaltma durumlarına karşı devletin kolluk kuvvetlerinin kendiliğinden harekete geçmesini sağlayan yeni hükümler son yasa değişikliği ile genişletilmiş durumdadır.

                  Tekrar  buluşmak dileğiyle...

                  Av.Birant Esinoğlu

 
< Prev   Next >