|
O efsaneyi bilirsiniz; hani o İskender’in kılıcıyla çözülmeyen düğümü çözdüğü efsaneyi. O efsane aslında yaratıcılıkla, büyük fikirler üretmekle ilgilidir. Gordios’un düğümü tarihöncesinde kaldı fakat günümüzde evde, işte, her yerde Gordios’un çözülmeyi bekleyen yeni düğümleri var. Bu düğümleri çözecek bazen basit, bazen büyük yeni fikirlere ihtiyacımız var. Öyle bir durumdayız ki bilgi içinde boğuluyor ama yönümüzü bulmakta güçlük çekiyoruz. Bir yığın veri yüklenmemiş olmamıza karşın bunların anlamını çözmekten uzağız. Etrafımız fikir ve imajların yoğun bombardımanı altında ama biz bir sıkışıklık içindeyiz. Özetle; günlük yaşamımızı, iş hayatımızı değiştirecek, yenilik katacak, taze, canlı, güç veren, statükomuzu sarsacak yaratıcılığa ihtiyacımız var. “İyi güzel de yaratıcılık Allah vergisidir, herkes yaratıcı olamaz!” diye itiraz ettiğinizi duyar gibiyim. Bu bir yanılsamadır. Yaratıcılık hiç kimsenin tekelinde olan bir şey değildir. Hayal kurmayı, bu hayali gerçekleştirmeyi arzulayan her birey kendi çapında yaratıcıdır. Elbette Bill Gates düzeyinde yaratıcı insanlarla, Sokrat, Euclid, Newton düzeyinde büyük düşünürlerle sıradan insanlar arasında ciddi farklar vardır. Ama sözünü ettiğim şey Dünyayı sarsacak yaratıcı fikirler üretmek değil, sıradan insanların, sıradan yaşamlarına katacakları şeyden söz ediyorum. Bunu anlayabilmek için büyük düşünürlerle diğerleri arasındaki farkları ortaya koymak gerekir. Acaba büyük düşünürlerin yaratıcılık farkında hangi özellikler gizlidir? Yakından bakınca şu farkları ayırt ederiz: “1-Büyük düşünürler ateşlidirler. 2-Hayal güçleri içinde yitip gitmezler. 3-Gözlerini budaktan esirgemezler. 4-Sürekli fikir içinde yoğrulurlar. 5-Büyük düşünürler bir araya geldiklerinde daha iyi düşünürler. 6-Hayır yanıtından hoşlanmazlar. 7-Gerçeği fanteziye dönüştürürler. 8-Bir amaç için yaşarlar. 9-Büyük düşünürler yürekleriyle düşünürler.” (J.R) Yaratıcılığın birinci adımı yoğunlaşmadır. Sir İsaac Newton’a yerçekimi yasasını nasıl bulduğu sorulduğunda, şu cevabı vermiştir: “Sürekli bunu düşündüm”. Newton’un soruya verdiği cevabın içinde sadece yoğunlaşma değil, zamana dair başka bir mesaj daha gizlidir. Hepimiz kendimizden biliriz; eğer sıkışmış bir zaman parçası içinde bir şey üretmeye çalışırsak çoğunlukla işe yaramaz şeyler çıkarmışızdır. Düşünce zamanını uzun tutmak yaratıcılığımızı arttıran önemli faktörler arasındadır. Bu yüzden zamanın nasıl kullanıldığı, zamanın hesabını tutmaktan daha önemlidir. Çağdaş insan iş hayatında olağanüstü bir hızın kurbanı olmuş ve bu yüzden yaratıcılığı ikinci plana düşmüştür. Reklamcılar yaratıcılık isteyen işlerinde kısa zamanda istenen işin ne kadar başarısız olduğunu yakınen bilirler. Parlak fikirler çoğu kez uzaklarda aranır. Oysa en az bulunabileceğini düşündüğümüz yerdedirler. Bir sorunu çözmek için günlerce kafa patlatıp tam ümitsizliğe düştüğümüz sırada problemi rüyamızda çözümlediğimiz çok olmuştur. Bunun nedeni baskı altında yaratıcılığın azalmasındandır. Baskıdan kurtulan beyin problemin çözümünü en olmadık yerde yaratır. Yaratıcılık ihtiyacın doğduğu yerde vardır. Ben düşüne düşüne şunu bulayım demekle bir yere varılmaz. Aşağı yukarı tüm patentli buluşlar problemin çıktığı yerde, yani ihtiyacın oluştuğu yerde ortaya çıkmışlardır. “Boston’lı Humphrey O’Sullivan iş arıyordu. Günler boyunca sokaklarda yürüdü. Ayaklarının sızlamasından o kadar bezmişti ki, ayakkabılar için lastik tabanı icat etti.” Yaratıcılık böyle bir şeydir. “Tennessee, Memphis’li küçük bir müteahhit olan Kemmons Wilson, otoyolun yakınında, uygun bir park yerine sahip ama o zamanın otellerinde sıkça rastlanan itiş tıkış bir lobisi ve yemek salonu bulunmayan bir otelde kalmak istemişti. Sonunda, Dünya’nın “Motel” adı verilen yeni bir şeye gereksinimi olduğuna karar verdi. Lise öğrenimini tamamlayamamış olan Wilson’ın oteller hakkında hiçbir bilgisi yoktu. Ama istediği her şeyi yaratabileceği konusunda, annesinin kafasına sokmuş olduğu, bir inancı vardı. Birkaç yıl içinde Dünya’nın en büyük motel zincirini kurmuştu. Holiday Inn!e bir daha ki gidişinizde Kemmons’u hatırlayın.” Av.Birant Esinoğlu
This e-mail address is being protected from spam bots, you need JavaScript enabled to view it
|