|
Değerli okurlar, eğer bir ticari işletmeniz varsa, üretim yada satış yapıyorsanız, veya herhangi bir alanda hizmet sunuyorsanız, ticari ünvanınızı veya markanızı dikkatle seçmek ve korumak zorundasınız. Bundan kaçınmanız mümkün değildir. Çünkü şu an için değerli olan veya gelecekte sizin için çok değerli hale gelecek olan işletmenizin veya mallarınızın pazat payınızın korunması, ticari ünvanınızın veya markanızın korunmasına bağlıdır. Ticari ünvan veya marka bir ticari işletmenin veya malların orjini, kalitesi, imajı demektir. Hatta markalar zaman içinde öyle bir hale gelirler ki başlıbaşına bir sermayedirler. Dünyaya mal olmuş markaların piyasa değeri artık milyar dolarlarla ölçülmektedir. Örneğin Microsoft markasının borsa değeri 200 milyar dolar olarak ifade edilmektedir. Emin olun Microsoftun mal varlığı, binaları, demirbaşları, hatta elindeki nakit paralar bu markanın piyasa değerinin ancak yüzde biri değerindedir. Öyle markalar vardır ki binası, çalışanı bile yoktur, ama adına yapılıp satılan mallar piyasada kapış kapış gider. Calvin Clein örneğinde olduğu gibi. Sizin markanız belki Microsoft yada Coca Cola kadar tanınmış ve o değerlere ulaşmamıştır ve ve belkide hiçbir zaman ulaşmayacaktır. fakat zaman içinde nerden nereye geleceğini asla bilemezsiniz. Siz Allahın hergünü kullandığınız markayı tanıtmaya uğraştıkça, marka için para ve emek harcadıkça tüketici nezdinde vazgeçilmez olacaksınız. Öyle bir zaman gelecektirki birisi bu markayı kullanamazsınız, değiştirmek zorundasınız dediğinde; bu size adınızı değiştirmekten daha zor gelecektir. Öyleyse bu markanın korunmasını istemek yerden göğe kadar hakkınız. Birisinin çıkıp sizin emeklerinizden haksız yere faydalanmasını istemezsiniz herhalde. O halde marka korunmalıdır, ama nasıl? Türkiyede buna uygun yasa varmı? Mahkemeler yeterince hızlı bir biçimde markayı korumak için harekete geçecek mi? Ortada bir zarar varsa bu tatmin edici bir şekilde tazmin edilebilecek mi? Bundan birkaç yıl öncesine kadar bu sorulara olumlu ve doyurucu bir yanıt vermek olanaksızdı. Haksız rekabeti önleyecek doğru dürüst bir mevzuatımız yoktu. Ama 1995 ylından beri var. Hemde öyle etkin, öyle hızlı sonuç alınabiliyor ki eğer konunun dışındaysanız duyunca şaşıp kalırsınız. Tekrarlamak gerekirse ; Türkiyede ki marka koruması gelişmiş ülkelerin koruma düzeyinin altında değildir. 1995 yılından beri yürürlükte bulunan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki kararname çağdaş düzenlemeler içermektedir. Bir sonra ki yazıda markanın ülkemizde nasıl korunduğunu, bir marka tecavüzü ile karşılaştığınızda neler yapabileceğinizi anlatmaya çalışacağım. Haftaya bu köşede buluşmak dileğiyle...
|