shadow_left
Logo
 
Anasayfa arrow Makaleler arrow MARKA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ DAVALARINDA SÜRE
 
Shadow_R
 

Anasayfa
Haberler
Buluşlar, Buluşçular
Teknoloji Projeleri
Bilgi Platformu
Beyin Makinası
Makaleler
Koruma-Takip Sistemi
Basında Biz
Şubelerimiz



Hızır Patent Servisi
Müşteri İletişim Formu
Hizmet Talep Formu
Online Araştırma Formu
Stratejik Ortaklarımız
 
TELİF HAKLARI
 
MARKA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ DAVALARINDA SÜRE PDF Print E-mail

Markaların hükümsüzlüğü davaları 556 sayılı Markalar Kararnamesi ile düzenlenmiştir. Kararname tek istisnası dışında hükümsüzlük davaları için ne hak düşürücü nede zamanaşımı süresi öngörmemiştir. Yani markaların hükümsüzlüğü diğer şartlar yerine gelmek şartıyla her zaman açılabilir. Kanun koyucunun bu konuda herhangi bir süre öngörmemesinin sebebi marka tescilindeki uyuşmazlık ve hukuka aykırılık durumlarının süreklilik arz etmesidir.

                  Marka tescilinde süreye bağlanmış tek istisnai durum 556 sayılı kararnamenin 42/I-a maddesinde  düzenlenen “tanınmış markalarla” ilgili hükümdür. Bu hükme göre Paris Sözleşmesinin 1.mükerrer 6.maddesinde belirtilen tanınmış markaların tescili sahibinin iznini gerektirir. Eğer tanınmış marka sahibinin izni olmadan marka tescil edilmişse, asıl marka sahibinin dava açmasıyla marka hükümsüz kılınabilecektir. Konuyu bir örnekle daha anlaşılır hale getirmeye çalışalım. Diyelim ki yurtdışında tanınmış bir markanın Türkiye’de tescilli  olmamasından istifade eden bir kişi onu Türkiye’de tescil ettirmiş olsun.  Bu durumda yurtdışındaki marka sahibi hem Paris Sözleşmesinden hemde 556 sayılı kararnamenin 42’nici maddesinden istifade ile bu markayı hükümsüz kılabilecektir. Fakat bunun tek bir şartı vardır: oda davanın 5 yıl içinde açılmış olması. Aksi halde hükümsüzlük davasının  açılması zamanaşımı nedeniyle mümkün olmayacaktır. Kararname 5 yıllık süreyi iyi niyetli tesciller için öngörmüştür. Eğer marka tescili bile bile ve kötü niyetle yapılmışsa 5 yıllık süreye bakılmaksızın hükümsüzlük davasının  her zaman açılması mümkündür. Burada markayı tescil ettiren kişinin markanın tanınmış bir marka olduğunu bilmesi unsuru, “bilebilecek” durumda bulunmasıyla eş tutulmuştur. Yani örneğin hırdavat sektöründe faaliyet gösteren bir kişi o sektörde dünyaca tanınmış bir markadan habersiz olduğunu, markayı bilmeden tescil ettirdiğini  ileri süremeyecektir. Konuya ilişkin örnek bir Yargıtay kararı şöyledir: “Davacı ile aynı sahada çalışan davalının, basiretli bir tacir olmanın zorunlu sonucu olarak, 15 ülkede tescilli bir markayı bilmediğini ve bu nedenle Türkiye'de tescil ettirdiğim öne sürmesi TTK.nun 21/2. maddesine aykırı olduğu gibi, MK.nun 2. maddesine göre de mümkün görülmez. Şu halde, Paris Sözleşmesinin 6. mükerrer maddesi 3. bendi anlamında kötü niyetli bir tescil vardır ve bu şekilde oluşturulan tescilin terkini, gerçek marka sahibince talep edilebilir.” HD 11, E: 2001/009903, K: 2002/003699, Tarih: 19.04.2002

 

                  Marka hükümsüzlüğü davarlarında ki bu tek istisnai süreyi Yargıtay daha geniş bir yorumla sadece yurtdışındaki firmaların  değil, Türklerinde yararlanacağı şekilde genişletmiştir.    Buna göre hükümsüzlük davası açmak için Türklerinde 5 yıllık süresi bulunmaktadır. Tescilli bir markaya 5 yıl boyunca ses çıkarmamak suretiyle zımnen onay vermiş bir kimsenin bu beş yılın dolmasından sonra dava açmasını Yargıtay iyi niyetli bulmamaktadır. Bu süre benim kanaatime göre de haklı olarak kabul edilmiş bir süredir. Aksi takdirde hak sahibi diğer tarafın marka üzerine yatırım yapmasını bekleyecek, onun çalışmalarının semeresine haksız bir biçimde sahip çıkacaktır.

                  Marka hükümsüzlüğü davası açmak için süreye bağlanmış tek durum yukarıda açıklanan durumdur. Süreye bağlı olmamakla birlikte 5 yıllık  süreyle ilgili bir başka durum daha vardır: oda markanın kullanılmamasından doğan hükümsüzlük davasıdır. 556 sayılı kararnamenin 14’üncü maddesine göre tescilli bir markayı 5 süre içinde kullanmamak markanın hükümsüzlüğüne yol açar.  Buradaki 5 yıl diğerindeki gibi bir süre olmayıp geçmesi gereken bir süredir.  43’üncü madde gereğince bu davayı zarar gören kişiler, cumhuriyet savcıları veya ilgili resmi kurumlar açabilirler. 

                  Av.Birant Esinoğlu

                  This e-mail address is being protected from spam bots, you need JavaScript enabled to view it

 

 
< Prev   Next >