|
MARUF MARKA-TANINMIŞ MARKA |
|
|
|
|
Dünya ticaretinin ülkeler bazında iyice iç içe girmesinin bir sonucu olarak tanınmış markalar daha bir önem kazanmaya başlamıştır. Ticaretin bu ölçüde globalleşmesinin bir sonucu olarak, bunu düzenleyecek bir hukuki sistemede daha fazla ihtiyaç duyulmaya başlamıştır. İhtiyaç duyulan bu sistem uluslar arası anlaşmalarla karşılanmaktadır. Bu anlamda en önemli anlaşma Paris Sözleşmesidir. Paris sözleşmesinin 1.mükerrer 6.maddesinde “umumen malum marka” (marque notoirement connue) üye ülkelerden birinde başkası tarafından tescil edilirse ilgili kuruluşun müracaatı üzerine bu markanın reddedilmesi gerektiği, kabul edilmişse müracaat üzerine terkin edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu uluslar arası sözleşme maddesi bizim 556 sayılı markalar kararnamesinin 7/ı maddesine aynen alınmış olup şöyledir.” Sahibi tarafından izin verilmeyen Paris Sözleşmesinin 1nci mükerrer 6ncı maddesine göre tanınmış markalar” ın müracaatı reddedilir. Marka hernasılsa tescil edilmişse ilgilinin 5 yıl içinde dava açması halinde mahkeme tarafından iptal edilir. Konu açıktır; başka bir ülkede de olsa tanınmış markalar tescil edilemeyecektir. Fakat hangi markalar bu anlamda tanınmıştır? İşte burada “maruf marka” ile “dünyaca tanınmış marka” kavramları gündeme gelmektedir. Paris sözleşmesinde kastedilen şey “dünyaca tanınan markalar” değil, “maruf markalardır”. ““Maruf marka belli bir çerçevede tanınan ve bu çerçeveyi aşamayan markaları ifade eder. Buna karşılık “dünyaca tanınmış marka” markanın konulduğu ürün veya hizmetle ilgili olsun veya olmasın büyük kitleler tarafından tanınan markadır. Bu marka doğrudan doğruya insanın aklına gelir ve eşyayı çağrıştırır.” Paris sözleşmesi “tanınmış” marka demiş ama “tanınmışlık” tanımı yapmamıştır. Bizim mevcut yasamızda da “tanınmışlık” tanımı yapılmamıştır. Fakat gerek doktrinde gerekse mahkeme uygulamalarında “tanınmış marka” maruf marka olarak değil, dünyaca tanınmış marka olarak değerlendirilmektedir. Bu noktada bir başka anlaşma maddesi konuya daha fazla açıklık getirmektedir. TRİPS anlaşması (Dünya Ticaret Örgütünü kuran anlaşmaya ek fikri mülkiyet anlaşması)’nın 16’ncı maddesinde tanınmış markanın ilgili sektörde tanınmışlıkla sınırlı olduğu görülmektedir. O halde ilgili sektörde tanınmışlık için bazı kriterlerin oluşturulması gerekir. Bu yönde gerek doktrinde gerekse mahkemelerde bazı kriterler belirlenmiştir. “ Bu kriterlerden belki de en önemlisi ve belirleyicisi, bir markanın menşe ülkesinin dışında da tescil ettirilmesidir. Bir marka kendi ülkesinden başka ülkelerde de tescil ettirilmesi onun ekonomik gücünün arttığı ve bu markalı ürünlerin bu ülkeler de pazarlandığı ve markanın daha büyük kitlelere hitap ettiği anlamına gelir. Bir markanın birden çok ülkede tescil ettirilmesi, uluslar arası kuruluşlarda tescil ettirilmesi bir markanın tanınmışlığına delalet eder. Nitekim Yargıtay hiç tereddütsüz birden çok ülkede tescilli markaları “tanınmış marka” olarak kabul etmektedir.” Av.Birant Esinoğlu
|