|
Geçtiğimiz günlerde Türk Patent Enstitüsü İstanbul’da Avrupa Patent Ofisinin katılımı ile bir toplantı düzenledi. Konferansın başlığı “Rekabette Yeni Boyut: Patent İle Bir Adım Önde” adını taşıyordu. Konferansa Enstitü başkanı yanında Avrupa Patent vekilleri, Ofis temsilcileri, çeşitli örgütlerin başkanları ile Arçelik, Siemens gibi patent konusunda yetkin firmaların temsilcileri katıldılar. Konferans Türkiye’nin patent alanında hangi noktada bulunduğunu ortaya koyduğu gibi, patent alan firmaların diğerleriyle çarpıcı farklarını da ortaya koydu. Bana ilginç gelen yapılan araştırmalarda Türkiye’nin patent bilinci en yüksek ülkeler arasında olduğunun belirtilmesiydi. Ben durumun bizim aleyhimize oldukça kötü olduğunu sanıyordum. Oysa geçen süre içinde oldukça iyi bir gelişme kaydedilmiş. Bilinç konusunda ülkemiz iyi bir yerde ama uygulama için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Patent başvuruları (yerli patent başvuruları) ülkemizde acınacak kertede düşük seviyede bulunuyor. Bu durumu patent bilincinin yüksek olmasına rağmen icat yapmanın zorluğuna bağlıyorum. Bizim sanayiimiz patentin kıymetini biliyor fakat bir şey çıkarmakta da zorlanıyor diye düşünüyorum. Bu zorluk insana ve araştırma geliştirmeye yapılan yatırımın düşüklüğünden kaynaklanıyor. İnsana yatırım yapılmadığının en önemli kanıtı OECD ülkeleri arasında ve 250.000 öğrenci baz alınarak yapılan araştırmada bizim öğrencilerimizin en son sıralarda çıkmasından belli. Bu rakamlar gerçektende çok üzücüdür. Ezberci ve yetersiz eğitimden geçmiş öğrencilerden siz gelecekte nasıl buluş yapmalarını, teknolojiyi geliştirmelerini beklersiniz ki. Konferanstan anladığıma göre gelişmiş ülkelerde bir buluş yapmak, patent almak başlı başına bir hedef haline gelmiş. Serbest piyasa ekonomisinin uygulandığı bir yerde meydana getirilebilecek en farklı şeyin yeni bir şey olduğunu, bundan daha temel bir farklılığın bulunmadığını yabancılar çoktan keşfetmiş bulunuyorlar. Toplantıda Arçelik gibi nadide firmalarımızın da aynı doğrultuda hareket ederek Dünya ticaretinde önemli bir yere geldiğini görmekten mutlu oldum. Patentin sağladığı olanak tarife ihtiyaç göstermeyen bir olanaktır. Eğer siz patent aldığınız bir buluşa sahipseniz gerek Türkiye’de gerekse Dünya’da tekel oluyorsunuz. Serbest Piyasada tekel hakkı veren tek şey bundan ibaret. Dolayısıyla bence hemen her firmanın buluş temelli bir stratejisi olması gerekir. Bunun için insana yatırım yapılmalı, araştırma geliştirmeye kafa yorulmalı, buluş yapması için gerek yöneticiler, gerekse çalışanlar teşvik edilmelidirler. Büyük olsun küçük olsun firmalarımızda öneri ödül sistemlerinin kurulması başlangıç için iyi bir adım olacaktır. Bu öneri ödül sistemini patentli bir buluş yada tasarıma vardırmak firma hedefi haline getirilmelidir. Bunlar yapıldığında gerek firmalarımız gerekse ülkemiz teknolojik anlamda beklenen sıçramayı yapabilecek, “rekabette bir adım öne” geçebilecektir. Haftaya buluşmak üzere... Av.Birant Esinoğlu
|