|
Küreselleşen ticaretin en önemli tezahürlerinden biri mal ve hizmetlerin fiyat ve kalite olarak birbirine giderek daha fazla yaklaşmasıdır. Tüketici talep ettiği mal veya hizmeti bulmak için pazara çıktığında genel özellikleri itibariyle bu talebi karşılayacak onlarca, yüzlerce seçenekle karşı karşıya kalmaktadır. Öte yandan üretici ve satıcılar sundukları mal ve hizmetin diğerlerinden çok farklı olmaması nedeniyle daha düşük kar marjlarıyla çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Üretici açısından bu handikabı aşmanın bir çok yolu bulunmakla birlikte en ciddi çözümü “mor inek” olmaktır. “Mor İnek olmak” fiyatta, kalitede, talep değişkenlerini karşılamada, tasarımda yada başka bir şeyde farklılaşmak anlamına gelir. Bu farklılaşmanın en başta geleni tasarımdır. Tasarım sözcüğü beynimizde bazı çağrışımlar yapmakla birlikte tam olarak tanımlanması gereken bir olaydır. Her şeyden önce şunu belirtmekte yarar var: “Tüm insanlar tasarımcıdır. Neredeyse her zaman, tüm yaptığımız tasarımdır. Çünkü tasarım tüm insani faaliyetlerin temelini teşkil eder.”(V.P.) Demek ki ticari hayata çıkıp bir mal veya hizmet sunduğumuzda esasen kendiliğinden tüketici tarafından talep edileceğini umduğumuz bir tasarım pazarlamış oluyoruz. Bu durumda tasarımın iyi yada kötü olduğundan bahsetmemiz gerekir. Fakat iyi ve kötü tasarımı ayırt edebilmek içinde tasarımın ne olduğunu ortaya koymak gerekir. Gerçektende tasarım nedir, nasıl bir şeydir? Tasarımı bir amaca ve insanların duyusal algılamalarına yönelmiş bir modelleme yada biçimlendirme olarak tanımlayabiliriz. Bu tanım niteliği itibariyle iki şeyi içinde barındırır: birincisi tasarımı ortaya çıkaran yaratıcı faaliyet, ikincisi bu faaliyetin sonucu olarak ortaya çıkan biçim. Bu haliyle tasarımın hedefinin, nesneleri, süreçleri, hizmetleri ve bunların sistemlerinin çok yönlü niteliklerini yaşam döngüleri içerisine yerleştirmek olduğu yaratıcı bir faaliyet olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle tasarım, teknolojilerin yenilikçi bir biçimde insancıllaştırılmasının ana faktörü, kültürel ve ekonomik değişimin hayati derecede önem taşıyan faktörüdür. Bu genel tanım ve yaklaşım tasarımı yaratıcı insan faaliyetinin genel sonucu olarak somutlaştırır. Fakat bize yazının konusu olduğu üzere endüstri ve ticari hayat açısından daha geniş bir tanım gereklidir. Bu gereklilik açısından bir tanım yapmaya çalışırsak şunu söyleyebiliriz: ürün ve sistemlerin fonksiyon,değer ve görünümünü hem kullanıcıların ve hemde imalatçıların karşılıklı faydalanmaları için olabildiğince etkili kılan konsept ve kurallar yaratma ve geliştirmenin mesleki hizmetidir. Bu tanım, tasarımın endüstri ve teknoloji evrenleri ile tüketici arasında uzlaşma sağlama kapasitesini vurgulaması bakımından önemlidir. Fakat geliştirilmesi gerekir. Ticari hayatta tasarım, bir markanın zincirindeki bir halkadır ve marka değerini kendi farklı kitlelerine anlatma aracıdır. Öte yandan tasarım, özellikle şirketler için bir stratejidir. Çünkü şirket stratejisinin görünür kılınması için önemli bir araçtır. Bu tasarım tanımlarının bize kendisini hissettirdiği bazı temel alanlar vardır. Hiç kuşkusuz birinci alan ürün tasarımı alanıdır. Tasarım deyince kamuoyunda bilinen şey genel olarak budur. Fakat ürünler çoğu kez tüketiciye ambalajlı olarak sunulur. Demek ki ticari hayat açısından diğer bir alan ambalaj tasarımı alanıdır. Üçüncü ve son olarak firmanın kendisini sunuşu da bir tasarım olduğundan grafik tasarım alanını da eklemek gerekir. Grafik tasarım alanından kasıt, firma isminin, marka terkibinin vb.’nin dizayn edilmesini anlamak gerekir. Bu noktada tasarımcı grafik sembollerle ve tipoğrafi ile çalışır. Tasarım tanımını açarak geniş bir biçimde ortaya koymaya çalıştığım şey; endüstrileşmiş ticari hayat açısından tasarım işinin hangi alan olursa olsun profesyonelce yürütülen bir mesleki faaliyet olduğudur. Eğer bir firma mal ve hizmetlerinde tasarım açısından farklılaşmayı başaramamışsa, sıradanlaşmayı ve tabii daha düşük karlarla çalışmayı kabullenmek almak zorundadır. Eğer bu kısır döngüden kurtulmak istiyorsa bu işin yaratıcılık, profesyonellik, uzmanlık gerektiren bir iş olduğunu benimsemek zorundadır. Bu benimseme, hem insana hem de mal ve hizmete yatırım yapmayı gündeme getirecektir. Sonuçta bu benimsemeyle, hem tüketici, hem üretici hemde milli ekonomilerin kazanacağı verimli bir döngüye ulaşılacaktır. Tasarımcı yetiştirmeyen, yetişmiş tasarımcılara değer vermeyen, yapılmış tasarımları korumayan ekonomilerin geri kalacağı ve kısırlaşacağı kesindir. Ülkemiz bu açıdan kervana geç de olsa katılmış ülkelerden birisidir. Türkiye, endüstriyel tasarımların korunmasıyla ilgili yasasını uygulamaya koymakla ticari hayatta tasarımın etkinliğini arttırmak ve tasarımcıları teşvik etmek amacını etkin bir biçimde gerçekleştirme yoluna girmiştir. Av.Birant Esinoğlu
This e-mail address is being protected from spam bots, you need JavaScript enabled to view it
|