|
Ürünlerin dış görünümlerinin, insan duyuları ile algılanan özelliklerinin tescilini ve korunmasını düzenleyen Endüstriyel Tasarım Kararnamesi bazı durumlarda tasarımların korunmayacağını belirtmektedir. Bunların neler olduğunu ele almadan önce, kısaca tasarım sahibinin ne tür hakları bulunduğuna değinelim. Tasarımdan doğan hakların kapsamı 554 sayılı kararnamenin 17’nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre ; madde 17 -“Tasarımın kullanılması hak ve yetkileri münhasıran tasarım hakkı sahibinindir. Üçüncü kişiler, tasarım hakkı sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarlanan veya tasarımın uygulandığı bir ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, sözleşme yapmak için icapta bulunamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz.” Görüldüğü gibi tasarım hakkı sahibinin haklarının, olanaklarının sınırı oldukça geniştir. Fakat bu haklar bazı durumlarda sınırlandırılmıştır. Bu sınırlamaları ayrı ayrı ele almak istiyorum: 1-Tasarım mutlaka bir ürüne uygulanmaktadır ve bir ürüne uygulanamayacak şey zaten tasarım olamaz. . Fakat ürünün kendisi başka tasarım başka şeydir. Bir örnek vermek gerekirse; bir kumaş deseni olarak tasarlanmış olan bir tasarımın (örneğin gül deseninin ) vazoya, yahut duvara uygulanmasında koruma gerçekleşecek midir? Bu tasarım korumanın sınırları içindemidir? Tek kelimeyle cevap vermek gerekirse; evet, içindedir. Burada korunan şey ürün değil tasarımdır. İşte bazı durumlarda, siz bir tasarım yaptığınızda bu tasarım başkalarının o ürünü yapamaması sonucunu doğurur. Yani başka tasarımcıların sizin çalışmanız nedeniyle seçenek özgürlüğü kalmamıştır. İşte yasa koyucu bunu önleyerek tasarımın gelişmesi için seçenek özgürlüğünün bulunmasını, aynı ürün üzerinde mümkün olduğunca çok tasarım yapılmasını istemiştir. İlk sınırlama budur. 2-Bir ürün ancak belirli şekillerde yapılabiliyorsa, yani ürünün kendisi zorunlu bir şekle yol açıyorsa buda koruma kapsamının dışındadır. Yani örneğin araçlarda kullanılan fren debriyajları ancak belirli şekillerde yapılmak zorundadır. Aksi takdirde araca onu takamazsınız. Birisi bu şekle tasarım koruması alırsa hiç kimse debriyaj yapamaz. İşte yasa koyucunun önlemeye çalıştığı şey budur. Tasarım ürünün zorunlu şekli olmamalıdır. 3-Kamu düzenine ve ahlaka aykırı tasarımlarda koruma kapsamının dışında tutulmuştur. 4-En son ele alacağımız sınırlama en geniş uygulama alanı olan sınırlamalardan birisidir. Bahsettiğim şey; yedek parçalara ilişkin tasarımlardır. Yasa koyucu onarım amaçlı yedek parça yapan sanayinin büyüklüğü ve yaygınlığı nedeniyle bu sektörü korumak istemiştir. Eğer böyle bir koruma sınırlaması olmasaydı, örneğin araba üreticisi ana sanayiler hiç kimseye oto yedek parçası yaptırmazlardı. Dolayısıyla binlerce kişiye istihdam sağlayan, büyük bir sektör (daha doğrusu sektörler) ortadan kalkmış olurdu. Bu yüzden bu alanda bir sınırlama getirmek isteyen yasa koyucu ana sanayiyi tümden gözden çıkarmak istememiş ve bir orta yol getirmiştir. Buna göre onarım amaçlı yedek parçalar 3 yıl geçmekle koruma kapsamının dışına çıkarılmıştır. Yani örneğin bir Mercedes marka aracın aynasını üreten yedek parça üreticisi 3 yıl önceki modelin aynasını üretebilecektir. 5-Bir tasarım ortaya çıkarıldığında bu tasarımın kendinden önceki tasarımlardan belirgin bir ölçüde farklı olması gerekiyor. Buna tasarımın ayırt ediciliği deniyor. Ayırt edici olmayan tasarımların korunması mümkün değil. Ayırt edicilik nasıl tespit edilmelidir? Öncelikle yedi farklılığın bulunması gerekliliği şeklindeki piyasada var olan düşüncelerin yanlış olduğunu belirtmek gerekir. Tasarımların karşılaştırılmasında farklılıklardan çok ortak özelliklere bakılır. Tasarımları en çok sınırlandıran şey budur. Tasarım tescili Türkiye’de 1995 yılından beri uygulanmakta olup, geçen sürede sınai mülkiyet sistemimizin en önemli parçalarından biri haline gelmiştir. Sistem bilinci yerleşmiş, uygulama örnekleri artmıştır.
|