shadow_left
Logo
 
Anasayfa arrow Makaleler arrow TELİF HAKLARINDA TEMSİL VE TAHSİLAT
 
Shadow_R
 

Anasayfa
Haberler
Buluşlar, Buluşçular
Teknoloji Projeleri
Bilgi Platformu
Beyin Makinası
Makaleler
Koruma-Takip Sistemi
Basında Biz
Şubelerimiz



Hızır Patent Servisi
Müşteri İletişim Formu
Hizmet Talep Formu
Online Araştırma Formu
Stratejik Ortaklarımız
 
TELİF HAKLARI
 
TELİF HAKLARINDA TEMSİL VE TAHSİLAT PDF Print E-mail

Müzik eserlerinin, edebiyat ve sanat eserlerinin çoğaltılmasında, kullanılmasında eser sahibinin izni gerekir. Sanatçı sayısının çokluğu, her biri ile tek tek anlaşma yapmanın olanaksızlığı, uygulamada birlik sağlanmasının gerekliliği  nedeniyle kanun koyucu eser sahiplerinin örgütlenmesini  ve eserlerinin kullanılmasından doğan haklarını bu örgütler eliyle takip etmesini öngörmüştür. Bu çerçevede Musiki Eserleri Sahipleri Meslek birliği olarak MESAM, Sinema sanatçıları için SESAM, Bağlantılı haklar sahipliği (Honogram) için MÜYAP vb. gibi birçok meslek örgütü kurulmuştur. Bu meslek birlikleri piyasada eserlerin kullanımını takip ederek bir anlamda sanatçıları temsil etmekte, diğer taraftan da telif haklarının tahsilini yaparak sanatçıların parasal kazançlarını sağlamaktadır.

                  Bu uygulamanın hayatın olağan akışına, eser sahiplerinin korunması ilkesine tamamen uygun olduğuna hiç kuşku yoktur. Fakat her şeyde olduğu gibi bu alanda da bir hakkın “haklı” temsil ve tahsilatında  vur deyince öldüren bir sonuca ulaşıldığını, bir uygulama birliği beklenirken tam tersi bir durumun ortaya çıktığını söylemek sanırım abartılı olmayacaktır. Şöyle bir örnek vereyim; bilindiği gibi bir alışveriş merkezinde alışveriş yapan tüketicileri hoş tutmak için müzik çalınır. Bu yaygın bir uygulamadır. Bu yerler umuma açık yerler olduğu için eser sahiplerine telif hakkı ödemek zorundadırlar. Buraya kadar bir sorun yoktur. Bir meslek örgütü ile anlaşılır olur biter diye düşünebilirsiniz. Ama iş hiçde öyle değildir. Meslek örgütünün biri eser yapımcısını, diğeri çalanı, bir diğeri söyleyeni temsil eder. Hal böyle olunca alışveriş mağazası sahibi olarak birden bire bir sürü örgütle karşı karşıya kalırsınız. Her biri kendi ücretini kendisi belirlemekte ve bu ücretlerin tespitinde subjektif ölçülerin dışında hiçbir ölçü bulunmamaktadır. Meslek örgütü sizin karşınıza sandalye veya metrekare hesabı ile oturur ve hiç beklemediğiniz ölçülerde para talebinde bulunur. Biriyle anlaşsanız diğerleri açıkta kalır ve bu böyle devam eder gider. Bir gazetede bununla ilgili olarak bir otelin oda başına örgütlere ödediği bedelleri görünce durumun oldukça sıkıcı ve sıkıntılı olduğunu gördüm. Bu yazıda aktarıldığına göre her oda başına (yaklaşık) MESAM 40 milyon, MSG 20 milyon, MÜYOR-BİR 9 milyon, MÜYAP 20 milyon, RATEM 13 milyon para almaktadır. Toplam rakam 102 milyon. Bana ulaşılan bedel inanılmaz geldi! Sizce de öyle değil mi? Sanatçılar haklarını alsınlar, korsan ve kaçak olmasın. Buraya kadar söylenecek bir şey olamaz. Fakat olayın ekonomik sonuçları buraya varınca bunada hak vermenin olanağı yoktur.

                  Hal böyle olunca Ankara Ticaret Odası üyelerine müzik çalmama çağrısı yapmak zorunda kalmış. Bana göre yerden göğe kadar haklı. Bir müzik eseri çalmanın bedeli bir servete mal olmamalı. Geçen yıl benim karşıma böyle bir olay gelmiş ve çözüm yolu bulmam istenmişti. Doğal olarak  ilk önce meslek örgütleriyle anlaşma yolunu zorladım. Fakat yaşanan zorluklar karşısında başka bir çıkış yolu aradık. Aklıma bir eserin koruma süresi geldi. Bir sanat eseri eser sahibinin ömrü boyunca ve artı 70 yıl korunuyordu. Bu durumda 300 yıllık Bethofen, Bach gibi sanatçıların eserlerini çalmayı düşündüm. Fakat öğrendim ki sorun bununla çözülmüyordu. Çünkü bu eserleri çalan orkestraya (yurtdışında olsa bile) para ödemek gerekiyordu. Dolayısıyla buda bir çözüm yolu olmadı. Şu an için diyebilirim ki umuma açık yer işleten kurumların müzik çalmamaktan başka hiçbir çıkış yolu bulunmuyor.

                  Bunun tek çözümü kültür bakanlığındadır. Bakanlık uygulamada  birlik ve herkes için hakkaniyetli bir çözüm üretmek zorundadır. Aksi takdirde mahkemelerde gerek radyoların, televizyonların, gerekse alışveriş mağazalarının davalarından geçilmeyecek (şu an durum bu)   ve sonuçta hem tüketici hemde sanatçı zarar görecektir. Daha fazla telif alayım derken hiç alamamak sanatçıyı koruyan bir şey değildir.

                     Av.Birant Esinoğlu 

                     This e-mail address is being protected from spam bots, you need JavaScript enabled to view it                                    

 
< Prev   Next >