|
Uzun uğraşlardan, geceli gündüzlü çalışmalardan sonra ortaya çıkan sonuç buluşçu için tarif edilmez bir haz ve mutluluk kaynağıdır. Buluşçuluk bir merakla, bir ihtiyacın karşılanması gereksinimi ile ortaya çıkar. Ortada herkesin farkında olduğu teknolojik bir problem vardır. Buluşçu bu teknolojik problemi çözmek, hayatı kolaylaştırmak ve etkili bir uygulama bulmak için yola koyulur. Yaptığı girişimlerin çoğu başarısızlıkla sonuçlanır. Ama buluşçu öylesine merak saiki ile doludur ki asla vazgeçmez. Taaki başarıya ulaşıncaya kadar. Örneğin Edison Ampulü bulabilmek için 1000’in üstünde deneme yapmıştır. Çoğumuz buluşların mühendislerin, araştırmacıların ürünü olduğunu sanırız. Bugünün dünyasında durum azçok böyledir. 21 nci yüzyılda daha çok büyük şirketlerin büyük Ar-Ge yatırımları sonucu yeni buluşlar yapıldığını görüyoruz. Teknolojik bilginin olağanüstü boyutlara vardığı, bilginin belirli ellerde yoğunlaştığı bugünlerde evde bir buluş yapmak hiçde kolay bir şey değil. Fakat geçen yüzyılın başında hiçde böyle değilmiş. Çok önemli buluşların çoğu kendilerinden buluş yapması beklenmeyen kişilerden çıkmış. Ben bunlara ilişkin birkaç örnek aktarmak istiyorum; Fotoğrafçılığın babası bir subaymış, elektrik motorunu bulan kişi bir matbaacının sekreteriymiş. Telgrafı keşfeden kişi bir portre ressamı, desenli dokuma tezgahının mucidi de bir terziymiş. Daktiloyu bir çifçi, dikiş makinasını bir şair, pamuk çırçırını bir marangoz ve lokomotifi bir maden işçisi bulmuş. Telefon, işitme özürlülerin öğretmeni olan bir kişinin okul sonrası çalışmasıymış. Disk çalar bir tekstil ürünleri sanatçısının, gramofon bir avukat sekreterinin, matbaa harfli dizgi makinesi bir bakkalın gece çalışmalarından ortaya çıkmış. Bir fizikçi ilk havalı araba lastiğini yapmış çünkü çocuğu özürlüymüş. Biyoteknoloji ve genetiğin kurucularından Mendel bir kilise papazı, geçen yüzyılın dahisi sayılan ve fiziğin büyük buluşçularından biri olan Eishtein, öğrenciliğinde fizik dersindeki başarısızlığından dolayı okuldan atılan ve patent bürosunda katip olarak çalışan bir kişiydi. Görüldüğü gibi geçen yüzyıl başları hemen herkesin “kaşif” kesildiği bir çağ olarak geçmiş. Bakkaldan, sekretere, madenciden öğretmene kadar hemen herkes bir keşif, bir icat yapmanın peşine düşmüş. Toplumun bu tutkusu teknolojiyi bugünün dünyasına taşımış ve devasa gelişmelere yol açmıştır. Ben o zamanlar bu buluşları yapmanın yapana ne büyük bir haz verdiğini tahmin edebiliyorum. Ama 100 yıl öncesi olmasına rağmen patent yasaları bulunduğundan toplum buluşları teşvik etmek için onların yaşadığı hazdan da ötesini vermiş ve o buluşun nemalarından yararlanmanın yolunu açmıştır. Örneğin geçen yüzyılın en büyük kaşiflerinden biri olan Edison daha yaşarken çok büyük bir zenginliğe ulaşmış ve hatta bugünün dev şirketlerinden biri olan General Elektriğin kuruculuğunu yapmıştır. Bu yasaların Türkiye’de 100 yıl geçtikten sonra layıkı ile uygulanıyor olması üzücüdür. Ama zararın neresinden dönülürse kardır! Av.Birant Esinoğlu
This e-mail address is being protected from spam bots, you need JavaScript enabled to view it
|