|
Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini gösteren en önemli göstergelerden birisi patent müracaatlarıdır. Yani bir ülkenin gelişmişlik düzeyini, gelecekte ne durumda olacağını anlamak istiyorsanız o ülkenin yıllık buluş sayısına bakmanız yeterlidir. Amerika’da bir yılda ortalama 250.000, Almanya’da 150.000, Japonya’da 200.000 patent başvurusu yapılırken Türkiye’de bu rakam birkaçbini geçmemektedir. Bu durum ülkemiz için, geleceğimiz için hiçde iyi bir gösterge değildir. Buluş sayısının bu kadar düşük olmasının nedeni nedir? İlk neden, ülkemiz sanayiinin yeteri kadar gelişmemiş olmasıdır. İkinci neden, 1995 yılına gelinceye kadar buluşları teşvik eden ve koruyan etkin ve yeterli bir patent mevzuatının bulunmayışıdır. Üçüncü neden, başlangıçta sanayimizin taklit üzerine kurulu olması ve bu alışkanlıklardan vazgeçmenin zor olmasıdır. Dördüncü neden, koruma bilincinin halen yaygınlaşmamış olmasıdır. Ülkemizin sanayisinin geliştirilmesi ve üretiminin arttırılması için yapılacakları ele almak benim konumun dışında bulunuyor. O daha çok siyasi mülahazaların ve bu işlerle uğraşanların işidir. Ben buluşların teşvik edilmesi ve korunması, yani patent yasalarıyla ilgileniyorum. Konuyu bu bakımdan ele alınca; Türkiye’nin yeni bir aşamada bulunduğunu söylemek durumundayım. 1995 yılında çıkarılan kararnameler ile Türkiye’ye yeni bir yol çizilmiştir. Bu yol, gelişmiş ülkelerdeki buluşları, geliştirmeleri taklit etmenin artık sona erme noktasına geldiğidir. Türkiye fazla uzun zaman almayacak bir süreç içinde tümüyle kabuk değiştirmiş olacaktır. Bu sürecin sancılı olacağı, bir takım zorlu aşamalardan geçeceğimiz çok açık. Bu nedenle sanayicilerimizin,üretimle ve ticaretle uğraşan iş adamlarımızın şimdiden hazırlık yapmaları gereken acil bir durum bulunmaktadır. Bu hazırlıklar nelerdir? Bir defa taklit bir üretim yapıyorsanız hızla bundan vazgeçip, yeni üretim alanlarına yönelmelisiniz. Çünkü ergeç bir gün birisi gelip bunları yapamazsın diyecektir. İkincisi, ne kadar zorlayıcı olursa olsun Ar-Ge çalışmalarına başlamaktır. Gelecekte işletmenin kurtuluşu ve artı karlar elde etmek buna bağlıdır. Üçüncüsü, üretim sırasında elde edilen buluşları büyük küçük demeden ve zaman geçirmeden tescil ettirmektir. Bilindiği gibi Türkiye yatırm sermayelerinin yüksekliği, kazanan bir malın satışının kolaylığı gibi bir dizi nedenle halen taklitçi bir ülkedir. Tescil ettirilmeyen, koruma altında olmayan buluşların çok geçmeden taklit edileceğini bilmek için kahin olmaya gerek yoktur. Hangi buluşlar tescil ettirilebilir ve koruma altına alınabilir? Genelde ortalama üretici ve tüketiciler çok orijinal, akla hayale gelmeyen şeylerin buluş olduğunu, bunların korunacağını sanmaktadırlar. Oysa bu bir yanılgıdır. Ürün geliştirmeyi sağlayan her türlü yenilik tescil edilerek korunabilmektedir. Sanayiye uygulanabilmek koşuluyla, enerji sarfiyatını düşüren, maliyetleri aşağıya çeken, birim zamanda daha fazla üretim yapılmasını sağlayan, el emeği gereksinimini azaltan, tüketiciye kullanım kolaylığını sağlayan, zamandan tasarruf imkanı getiren her türlü yenilik buluş nitelği taşımakta olup, tescil edilerek korunabilmektedir. Ülkemizde bu saydığım niteliklere uygun onlarca büyük-küçük buluş yapılmakta fakat yeterli bilgi ve bilinç yaygınlaşmadığı için tescil ettirilmemektedir. Tabii hal böyle olunca Türkiye’nin buluş karnesi zayıf, gelişmişlik düzeyide düşük olmaktadır. . Av.Birant ESİNOĞLU
This e-mail address is being protected from spam bots, you need JavaScript enabled to view it
|